Mengüşoğlu’ndan Darbe Sosyolojisi

İBRAHİM PAŞA KÜLTÜR MERKEZİ’NDEKİ KIŞ PROGRAMLARI ŞAİR-YAZAR METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU’NUN  “HİKMET EVİ” PROGRAMI İLE BAŞLADI. İLK PROGRAMDA 15 TEMMUZ DARBE SOSYOLOJİSİNİ ELE ALAN MENGÜŞOĞLU, “SAİD NURSİ’YE BEDİÜZZAMAN DENİLMESİNE GÖZ YUMANLARIN,  FETÖ’YE KÂİNATIN İMAMI DİYENLERE TEPKİ GÖSTERMESİ ANLAMSIZDIR” DİYE KONUŞTU.

BURSA-Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür A.Ş. bünyesinde faaliyetlerini sürdüren İbrahim Paşa Kültür Merkezi’ndeki kış programları,  Şair-Yazar Metin Önal Mengüşoğlu’nun “Hikmet Evi” programı ile başladı. Edebiyatseverlerin ve tarih meraklılarının ilgi gösterdiği söyleşide Kültür A.Ş.  danışmanlarından Mengüşoğlu,  15 Temmuz darbe sosyolojisini ele aldığı programında önemli tespitlerde bulundu. Bursa Kültür A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Rıfat Bakan ve 22. Dönem Bursa Milletvekili Faruk Anbarcıoğlu’nun da dinleyici olarak katıldığı programda konuşan Mengüşoğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin, tüm İslam coğrafyasını içine alan Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Amerikan laboratuarlarında dönen dolapların bir tezahürü olduğunu söyledi. 27 Mayıs 1960 askeri darbesi başta olmak üzere, Cumhuriyet dönemindeki tüm askeri darbelere bizzat şahit olduğunu ifade eden Mengüşoğlu, 27 Mayıs’ta babasının gözaltına alındığını ve kendisinden 18 gün haber alamadıklarını, o dönemde birçok insanın sırf namaz kıldığı için fişlendiğini ve aylarca gözaltında tutulduğunu söyledi.  “71 rejimi sırtımdan geçti. Kitaplarımı, kütüphanelerimi kaybettim. 82 darbesini,  28 Şubat sürecini hepsini yaşadım” diyen Mengüşoğlu, askeri darbelerin, işgal planlarının dışarıdan yönetildiğine dikkat çekti.

MEGÜŞOĞLU:  DARBENİN BAŞARISIZ OLMASI ALLAH’IN VE KUR’AN-I KERİM’İN İNTİKAMIDIR

15 Temmuz darbesinin diğerlerinden farklı olduğuna işaret eden Mengüşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Mezhep balonu sönecek” sözünün günümüz İslam coğrafyası için oldukça önemli ve yerinde bir tespit olduğunu söyledi.  Mengüşoğlu, “ Cumhurbaşkanı’nın da dediği gibi mezhep balonu patlamıştır. Biz bunu yıllar öncesinden söylemiştik. Peki, şimdi ne oldu da herkes bizim savunduğumuz noktaya geldi?” diye konuştu. 15 Temmuz darbesinin temelinde mezhebin, meşrebin, tarikatların, vakıfların, derneklerin dinin önüne geçmesinin yattığını iddia eden Mengüşoğlu, bütün bu kaosun asıl nedeni olarak ise Kur’an-ı Kerim’den kopmayı, uzaklaşmayı gösterdi. Fetö terör örgütü lideri Gülen hakkında sert eleştirilerde bulunan Mengüşoğlu,  1976 yılında Gülen’in İzmir vaizi iken, bir klinik vaka olduğunu söylediğini ve tedavi edilmesi gerektiği uyarısında bulunduğunu anlattı. 15 Temmuz darbe girişiminin başarısız olmasının, bu sapkın yapı karşısında Kur’an ve yüce Allah’ın bir intikamı olduğuna işaret eden Mengüşoğlu,  Fetö’nün ordudaki yapılanmasının da yıllar öncesine dayandığını söyledi. Said Nursi’ye Bediüzzaman denilmesine göz yumanların,  Fetö’ye kâinatın imamı diyenlere tepki göstermesinin hiçbir anlamının olmadığını ifade eden Mengüşoğlu, dine yönelik esin ve besin kaynakları sağlam tutulmadığı, itikadi pislik temizlemediği sürece bu kısır döngünün sürüp gideceği tespitinde bulundu.

MENGÜŞOĞLU “MÜSLÜMAN ROBOTLAŞAMAZ!…”

Fethullahçı terör örgütü mensuplarının sadece devlete değil algı yöneten mekanizmalara da nüfuz ettiğine işaret eden Mengüşoğlu, bu yapının Türk Solu adıyla çıkan bir dergiyi bile yönlendirdiğinin ortaya çıkmasının, nasıl bir örgütle karşı karşıya kalındığına ilişkin önemli bir örnek olduğuna işaret etti.  Fetö terör örgütüne mensup olanları robotlaşmış insanlar olarak nitelendiren Mengüşoğlu, “Müminler, müminlere velidir, bütün müminler mükelleftir. Müslüman robotlaşamaz.  İnsanları robotlaştırarak Allah’a değil yalnızca kendisine bağlayan bir meczubun peşine takılmaz. Müslüman cahil olamaz” diye konuştu. 15 Temmuz darbe girişiminin Arap Baharı ile paralel yaşandığına vurgu yapan Mengüşoğlu, “İslam dünyasında geri kalmışlığın sebebi özgürlüklerin kısıtlanmasıdır. İçtihat, müminlerin önünü açmak, yaşamını kolaylaştırmak amacıyla yapılmalıyken, fıkıh kurumu gelenekte maalesef sanki despotik bir yapıya dönüştürülerek yasaklar manzumesi halinde kullanılmıştır. Bütün bunlara rağmen İslam dünyasının yine de en umutlu vakası Türkiye’dir. Yeter ki mezhepler, meşrepler, tarikatlar, vakıflar, dernekler, dinin, Allah’ın kitabının ve Resulünün önüne geçirilmesin” diye konuştu.  Programın sonunda katılım sağlayan konuklara Sultanbeyli Belediyesi tarafından bastırılan “15 Temmuz Direniş Şiirleri Antolojisi” adlı kitap hediye edildi.