İBRAHİM PAŞA KÜLTÜR MERKEZİ’NDEKİ ŞİİR KIRAATHANESİ’NDE SEZONUN SON PROGRAMININ KONUĞU ŞAİR MEHMET AYCI OLDU.

BURSA- Büyükşehir Belediyesi, Kültür A.Ş. tarafından İbrahim Paşa Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Şiir Kıraathanesi”nin final programının son konuğu Yazar-Şair Mehmet Aycı oldu. 1990 yılından bu yana çeşitli dergilerde şiir ve yazıları yayınlanan, “Mürekkep Ten” adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği’nin 2007 yılı; “Sonrası Şimendifer” adlı kitabıyla da Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği ESKADER’in 2007 yılı en iyi deneme yazarı ödüllerini alan şair, Devrim Tülay’ın sunduğu

programda edebiyat ve şiir yolculuğuna ilişkin ilginç ve samimi açıklamalarda bulundu. “Günde birkaç satır bir şey okumazsam veya bir şey yazmazsam o günü yaşamamış gibi hissediyorum” diyen Aycı,  şiiri kendi hayatından bağımsız düşünmediğini söyledi. Türk şiirinin dünyaya hâlâ bir sözü olan şiir olduğunu ifade eden Aycı,  “Dünyanın en Anti-Emperyalist şiirlerinin de Türkiye’de yazıldığını ifade etti.   “İşinizi ciddiye almanız lazım. Bir ayakkabı tamircisi durup dururken ayakkabı tamircisi olmuyor, ama bir şair birden şair olabiliyor. Benim derdim klişeye düşmeden yeni ne söyleyebilirim” diye konuştu.   Bir dönem Japon Edebiyatı’na merak sardığını ifade eden Aycı, Japonya’nın başkenti Tokyo’da, Tokyo Üniversitesi’nin düzenlediği şiir konulu konferansta Türk şiirine ilişkin sunum yaptığını kaydetti.

TÜRK ŞİİRİNİN İNSANİ VE DUYARLI BİR TARAFI VAR…

Yunus Emre Enstitüsü ve Japon Şairler Kulübü’nün davetlisi olarak konferansa katıldığını ifade eden Aycı,  Türkler ve Japonların benzer eşya ve evren algısına sahip olduğunu söyledi.  Aycı,  konferansta söylediği bir sözüne atıfta bulunarak  “Japonya bayrağındaki güneş ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı forsundaki güneş, aynı güneştir. Biz, doğunun çocuklarıyız” dedi. Türklerin batıya yürüyüşünün bin yılı aşkın bir süredir devam ettiğini hatırlatan Aycı, “Bu yürüyüşte dünyanın belli başlı uygarlıklarıyla temas kurmuş, onları etkilemiş, onlardan etkilenmiş, dünyanın en zengin kültürel birikimine sahip olmuşuz. Çin Seddi, bize karşı yapıldı. Bu uygarlıktan aldıklarımız, verdiklerimiz var. Müslüman olarak İslam uygarlığına dâhil olmuşuz. Doğu Roma’yı Osmanlı’ya tebdil etmişiz. Bütün bu uygarlıklardan, bu uygarlıklar arası yaşayan yüzlerce farklı kültürden doğamıza uygun unsurları alarak bir uygarlık inşa etmişiz. Türk şiir birikimi eskisiyle yenisiyle, bir bütün olarak bu uygarlığı temsil eder. Siz, Japonya’da Çanakkale için yazılan bir şiire rastlayamazsınız. Bosna için, Rabia için yazılan bir şiire rastlayamazsınız ama biz Hiroşima için şiir yazdık. Türk şiirinin böyle bir dili ve insanı olarak duyarlı bir tarafı var” diye konuştu.

DÜNYANIN EN ANTİEMPERYALİST ŞİİRİ TÜRKİYE’DE YAZILMAKTA…

Türk şiirinin ülkenin içinde bulunduğu muazzam coğrafyanın kaderi ve kederiyle şekillendiğini söyleyen ve şiir akımlarına da değinen Aycı, “Şiir, günümüzde dergiler üzerinden yürüyor. Yüzlerce dergi var Türkiye’de… Dergilerin çevresinde Neo-Epik şiirden felsefi şiire, çok sesli şiirden Neo-Klasik şiire akım oluşturma çabaları da dâhil, Türk şiiri dünyaya hâlâ bir sözü olan şiirdir. Dünyanın en Anti-Emperyalist şiiri Türkiye’de yazılmaktadır” ifadesini kullandı. “İkinci Yeni” akımın öncülerinden Sezai Karakoç’un “Ötesini Söylemeyeceğim” ve “Masal” adlı şiirlerini örnek veren Aycı, “Bizim doğulu şairler olarak bulunmamız gereken nokta, ‘yedinci oğulun’ değişmemek için kendisini toprağa gömdüğü noktadır” dedi.
Programın ardından Kültür A.Ş.  kültür danışmanı Şair-Yazar Metin Önal Mengüşoğlu,  Aycı’ya programa katılımından dolayı günün anısına kendisi adına dikilen çınar fidanının sertifikasını takdim etti.