İBRAHİM PAŞA KÜLTÜR MERKEZİ’NDE DÜZENLEN  “FİKİR KULÜBÜ” ETKİNLİĞİNE KONUK OLAN ARAŞTIRMACI -YAZAR AHMET BAYDAR,  DİNDE MUCİZLEŞTİRMEYİ ANLATTI.

BURSA-Büyükşehir Belediyesi, Kültür A.Ş.  tarafından İbrahim Paşa Kültür Merkezi’nde düzenlenen  “Bursa Fikir Kulübü” etkinliğinin konuğu Araştırmacı-Yazar Ahmet Baydar oldu. Kur’ân Araştırmaları Merkezi  (KURAMER) kurucuları arasında da yer alan Baydar,  Kur’an-ı Kerim rehberliğinde ayetlerden örnekler vererek “Mucizeleştirmeyi “ anlattı.  Konuşmasının başında dini Araplaştırma hastalığına dikkat çeken Baydar,  önce Kur’an-ı Kerim ışığında ayetin ne olduğundan ve ne anlama geldiğinden bahsetti.  “Kur’an-ı Kerim’in peygamber öğretisi başka bir şeydir,  ayet öğretisi başka bir şey” diyen Baydar,  önemli bir noktaya dikkat çekti. Araştırmacı-Yazar “Gelenekte peygamber yoksa mükellefiyet yoktur. Peygambere iman oluşmamışsa insan hiçbir şeyden sorumlu değildir.” diye konuştu. Kur’an-ı Kerim’e göre peygamberin gönderilmesinin şart olmadığını, onun gelmesinin bir lütuf, bir ihsan olarak yorumlanması gerektiğini ifade eden Baydar,“İnsan içindekiyle sorumlu. Siz peygambere imanın oluşması için mucizeyi şart koşarsanız, mucizeleştirmeyi konuşmak zorlaşır.” dedi.  Kur’an-ı Kerim’de binden fazla yerde ayetten söz edildiğini ifade eden Baydar, Kur’an-ı Kerim’de Peygamberlerin ortaya koyduğu, müminlerle kâfirleri birbirinden ayıran bir takım belleklerin de ayet tabir edildiğini söyledi. Bunların yazılı değil, peygamberlerin işaretleriyle var olan “Furkani Ayetler” olduğunu anlatan Baydar, Sebeplilik esası üzerinden cereyan eden olayların da Kur’an-ı Kerim’de ayet kabul edildiğini dile getirdi. İlhami ayet ve itikadi ayetlerin varlığına da dikkat çeken Baydar,  Kur’an-ı Kerim’de büyük ve küçük ayetlerden, hayırlı ve daha hayırlı ayetlerden ve ayetlerin yer değiştirmesinden söz edildiğini kaydetti. Baydar “Bunun anlamı, bu ayetlerin geçerliliğini kaybetmesi ya da iptal olması değil,  bir ayetin bir ayette geçmesi, bir ayetin diğer ayetten daha kuvvetli olmasıdır.”diye konuştu.

PEYGAMBERLER MUCİZELERİ İLE YARIŞTIRILAMAZ                                                                                        

Ayet kavramının Hicri 3. Asır’da yerini mucize kavramına bıraktığına dikkat çeken Baydar,  bu tarihten önce mucize kelimesinin dini ve edebi metinlerde bulunmadığını söyledi. Baydar, “Ayetin yerine “Mucize” kelimesinin kullanılması asla anlaşılamaz. Ayetten ibret alınabilir,  ayet ile ilim yapılabilir ancak mucize ile bunların hiçbirisi olmaz” dedi.  Bir kişinin 1500 yıl sonra Hz. Peygambere söz isnat ederken çok dikkatli olması gerektiğini ifade eden Baydar, “Peygamberleri mucizeleri ile yarıştırmak doğru olmaz. Peygamberlerin Allah katındaki derecelerini bizler bilemeyiz. Biz, onların sadece dünyevi tarafını biliriz.”diye konuştu. Peygamber sünnetinin din öğretisi olduğunu ifade eden Baydar, Rasulallah’ın sünnetini terk etmenin dinden çıkma anlamına gelebileceğinden söz etti ve bu konuda Müslümanların dikkatli olmaları gerektiğini belirtti.                                                                                                            

DÜŞÜNCE TARZIMIZLA SEBEBİ TANRISALLAŞTIRDIK                                                                                                             

İnsanların düşünce tarzının tek yöne odaklandığını,  bunun da insanoğlunun bazı gerçekleri görmesinin önüne geçtiğini ifade eden Baydar,“Düşünce tarzımızla sebebi Tanrısallaştırdık. Bakış açımızı değiştirebilirsek bir olayın üzerine başka sebeplerde görebileceğiz. Kozmik bilim üzerine kemikleşmiş öğretiler ve şartlanmış beyinler nedeniyle Kur’an diliyle düşünmeye ve konuşmaya dikkat etmiyoruz.”  dedi. Konuşmasında İslam’daki sebeplilik esasına da dikkat çeken Baydar, “Bir insanın başına gelen belanın sebebi vardır. Kavimlerin helaki de, Allah’ın peygamberlere yardımı da sebeplilik üzerine cereyan etmiştir. Bu muhakkaktır. Öyle olmak durumundadır. Yeryüzünde buna muhalif bir şey baki olmamıştır” dedi.                                                                                                                                                  “

Allah’ın kudretti yok mu? İstediği zaman istediği bir şeyi değiştiremez mi?” sorusuna ilişkin, böyle bir düşüncenin yanlış olmadığını ancak bunun “Allah kendisinden büyük bir taşı kaldırabilir mi?” gibi saçma bir durumu ortaya çıkarabileceğine dikkat çeken Baydar, bundan bir sonuç almanın mümkün olmadığını söyledi.  Kur’an-ı Kerim’in pek çok ifadesinin yeniden ve defalarca düşünülmesi gerektiğini ifade eden Baydar, sözlerine şöyle devam etti : “Kur’an sebeplilik üzerine kurulmuyor. Allah’ın kudretini ön plana çıkarmak için “Ol der ve olur” diyor. Elmanın yaradılışını düşünelim. Elmanın meydana gelmesi için geçen süreyi, ağacın yetişmesini, tomurcuk vermesini, dalların elmayı beslemesini. İşte asıl mesele bu. Kur’an-ı Kerim ilahi kudreti ön plana çıkarmak için sebepliliği atlıyor. İşte bu nedenle  “Allah sebepliliğe mecbur mu?”  sorusu çok felsefi ve netice alamayacağımız bir soru”